Tarihçe

Günümüzden tam 15 yıl önce 3 küçük sınıf 25 gözbebeği öğrencimizle çıkmıştık yola. Heyecanlıydık, hevesliydik ve umut doluyduk; geleceğin gençlerini yetiştirmenin gururunu taşıyorduk.

Bir hayalimiz vardı : Sadece okuduğunu anlayan, anladığını uygulayan, çalıştığını öğrenen, öğrendiğini gösteren bir gençliğin, 4 veya 5 seçenekten birinde yanlışlardan doğruyu ayırmalarından çok “DOĞRU” hem de “DOSDOĞRU” olabilmelerinin sancısını çekiyorduk.

Tavrımızın söylemlerden çok eylemlerde vücut bulmasını istiyorduk. Üstat Necip Fazıl’ın deyimiyle “Zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin bir gençlik.” düşlüyorduk aklını, gönlünü hür iradesiyle kullanmasını bilen ve sorular içinde kaybolmayacak.

Bu ideallerle 2006 yılında olgunlaştırıp yaptıklarımızın yetmeyeceğini görerek okullaşma yoluna gitmeye karar verdik. Çocuklarımızın, gençlerimizin, gözbebeklerimizin hayatlarına dokunmalı, geleceklerinde pay sahibi olmalı, hatta geleceği birlikte inşa etmeli, şekillendirmeliydik.

Güzel ülkemiz Türkiye’mize, geçmişimize çok şey borçluyduk ve bu minnet borcunu ancak eğitimli gençler yetiştirerek ödeyebilirdik. Ülkemizin köklü insan kaynağına yeni değerler kazandırmalıydık ve öyle de oldu ne mutlu bize!